Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Beni Takip Edin:

21 Gün Kendin İçin Bir Şey Yap – 5. Gün

Merhabalar,
21 günün ilk haftasını bugün itibariyle bitirmiş bulunuyorum. Şimdiden modumdaki pozitif değişimi çok net hissettiğimi söyleyebilirim. Aslında gün gün ne yaptığımın pek de önemi yok, önemli olan kendim için ufak da olsa bir şey yapıyor olmak. Uzun zamandır hırpaladığım, yargıladığım ruhuma çok iyi geldi bu jestler.
Hayatınızda her gün size “Bugün senin için ne yapabilirim?” diye soran biri olsa hoş olmaz mıydı? Ya da her gün küçük-büyük sizi mutlu edebilmek adına çaba sarfeden biri… Harika olurdu! Ama bir film setinde değiliz ve kabul edelim ki gerçek hayatta öyle bir insanoğlu yok. Ama siz varsınız. Kimse yapmasa bunu kendiniz için yapabilirsiniz. 24 saatinizin bazen 10 dakikasını bile kendiniz için ayıramıyorsanız burada bir haksızlık söz konusu gerçekten.
5. Gün
9 Aralık Cuma
Bu gün kişiliğime dair kıramadığım bir şeyin dışına çıktım. Yapım itibariyle herhangi bir kompliman kabul etmeyi pek beceremem, rahatsız hissederim. Burada kompliman kelimesini iltifat anlamında kullanmıyorum, tam olarak uygun kelimesini bulamadım. Birinin size karşılık beklemeden yaptığı bir jestten bahsediyorum (complimentary). Yani mesela bir arkadaşınızın bilekliğini çok beğenirsiniz hemen çıkarıp size vermeye kalkar ya da yönü ters olsa da biri sizi arabayla eve kadar bırakmayı teklif eder; bir restoranda sipariş vermediğiniz halde yemek sonunda meyve tabağı getirirler ya da kuaförünüz “o da benden olsun” diyerek fönü fiyata dahil etmez vs vs..
Hepsi çok hoş şeyler, doğal olarak beni de herkes kadar mutlu eder ama ben biraz ezilirim altında böyle şeylerin. Çoğu zaman karşılığında mutlaka benim de bir şey yapmam gerekiyormuş gibi hisseder gerilirim. (Garsonun getirdiği ikram sonrası kendini normalden fazla bahşiş vermek zorunda hissedenler buraya!) Annem bu huyuma çok kızar; böyle şeyleri rahatlıkta kabul edebilmeyi öğrenirsem bolluk bereket enerjisini daha çok çekeceğimi söyler. Muhtemelen haklıdır da. Onun hayatında bu bilincin yansımasını çok net görebiliyorum.
Reformer pilates derslerim bitince çok memnun olmama rağmen artık avrupa yakasında çalışmadığım için pakedimi yenilememiştim. Yalnız sürekli bir vicdan azabı içerisindeyim ve ölmeden dünya gözüyle gördüğüm dikey karın çizgisini tamamen kaybedersem kendimi hiç affetmeyeceğim. O yüzden buralarda spor yapabileceğim nereler var, fiyatları neler diye bakınırken evime yakın, çok da güzel bir spor salonunu arayıp paketleri hakkında bilgi almak istediğimi söyledim. Telefondaki bıcır bıcır kadınla baya uzun uzun konuştuk, sonunda teşekkür edip kapatmak üzereyken bana ücretsiz bir demo dersi ayarlayabileceğini söyledi. İlk önce “gerek yok teşekkür ederim” demek istedim her zamanki gibi. Çünkü muhtemelen demo dersine de gitsem paket satın almayacağım, sadece fiyat sormak için aramıştım. Ayrıca gidersem kesin ayıp olmasın diye üyelik almaya kalkar artık taksit taksit öderim ben onu, kendimi bilmez miyim!
Sonra insanlık için komik derecede küçük, benim için büyük bir adım attım ve tabi dedim, çok isterim! Sonuçta o gün gerçekten spor yapmak istemiştim ve bir saatlik özel bir ders ayağıma geldi işte?? Tam bir “Yes Man” gibi davranabildiğim ve sonrasında da zorunluluk hissetmeden pakedi almadan oradan ayrılabildiğim için içten içe gurur duydum kendimle. Galiba annem haklı çıkacak ve böyle şeyleri kabul edebilmeyi öğrendikçe daha da çok gelmeye başlayacak.
(Dilay tatlım, yazımı okuyorsan bugün Sephora’daki görevlinin bana tester vermesini de hiç istememiştim aslında! Sonra aldım ama üstüne bir de ücretsiz makyaj önermesi?? Yo dostum yoo henüz o kadar da “Yes Man” değilim! :/ )


GÜNÜN KARTI
49. Sevgi

Tohum asla tehlikede değildir, unutma. Tohum için nasıl bir tehlike olabilir ki? Tohum kesinlikle korunur. Ama bitki her zaman tehlikededir, bitki çok yumuşaktır. Tohum sert kabuğun altındaki sert, gizli bir taş gibidir. Ama bitki binbir türlü tehlikeyi aşmak zorundadır. Ve tüm bitkiler çiçek açabildikleri, binlerce çiçek açabildikleri yüksekliklere erilemezler..
Çok az insan ikinci evreye erişir ve ikinci evreye erişenlerin çok azı üçüncü evreye, çiçek evresine ulaşırlar. Peki neden üçüncü evreye ulaşamazlar? Açgözlülük yüzünden, pintilik yüzünden, paylaşmaya hazır olmadıklarından.. Sevgisizlik evresi yüzünden..
Bir bitki olmak için cesaret gerekir ve bir çiçek olmak için sevgi gerekir. Bir çiçek ağacın yüreğini açtığı, parfümünü salıverdiği, ruhunu verdiği, benliğini varoluşa bıraktığı anlamına gelir. Bir tohum olarak kalma. Cesaretini topla-egodan vazgeçme cesareti, emniyetlerden kurtulma cesareti, güvenlikten sıyrılma cesareti, savunmasız olma cesareti…

Paylaş
Leave a comment
Önceki Yazı Sonraki Yazı

Benzer Yazılar

2 Yorum

  • Yanıtla Tuğçe

    Evet bu yorum yapma butonu buraya saklanmış, sürekli yazının sonunda aradığım için bloğunu yoruma kapalı sanıyordum..
    telefon kullanmayı beceremeyen yaşlı kadınlar gibiyim , ah gerçekten bu işlere bu kadar uzak biri olarak blog yazıyor olabilmem çok tuhaf 🙂

    11 Aralık 2016 at 9:56 pm
    • Yanıtla merve özsoy

      Tuhaf ama çok tatlı! Blog yazıyor olmasan çok üzülürdüm Tugbek! Ve evet sanırım o yorum butonunu biraz fazla küçük yapmışım ben.

      11 Aralık 2016 at 10:03 pm

    Bir Yorum Bırakın