Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Beni Takip Edin:

20 Karar!

HEMEN UYGULAMAYA BAŞLAMANIZ GEREKEN 20 KARARHerkese merhaba!!!!
Bol ünlemli bir merhaba yazmak geldi içimden çünkü gerçekten çok özledim yazmayı. Buna rağmen birkaç haftalığına blogumdan ayrı kalmak zorunda kaldım. Ofiste sözle ifade edilemeyecek kadar, haftasonları pazar dahil çalıştığım, akşam 9-10’dan önce eve gelemediğim saçma bir yoğunluk dönemi atlattım. Sonra evde bir misafir trafiği, yaz ortasında ilginç bir soğuk algınlığı derken bugüne geldik. Sonuç olarak bugün için nispeten keyifli bir yazı hazırladım. Sizin için hemen şimdi, şu anda başlamanız gereken 20 karar derledim. Kendim de uygulamaya çalışacağım bakalım.. Gerçekleştirebilirsem hayatıma son derece olumlu etkileri olacağını düşünüyorum.
 
1. Daha çok sıvı tüketin!
Bir kere günde minimum 2 litre suyu hayatımızdan eksik etmiyoruz. Ben önceleri su yerine meyve suyu, kola vs içip günde maksimum 1-2 su bardağı su içen biriydim. İnanılmaz! Şimdi o kadarcık suyla nasıl yaşıyormuşum diyorum. Ama içemiyordum işte, hatta tek seferde bir bardaktan fazla su içmek midemi bulandırıyordu. Hiç edinebileceğim bir alışkanlık olduğunu düşünmemiştim. Ne kadar zararlı bir durum olduğunu bildiğimden bir çözüm aradım, sonra limonlu su içmeyi denedim. Bir sürahinin içine birkaç dilim limon atıp beklettim, içilebilir hoş bir aroması oldu. Böylece daha çok içmeye başladım, daha çok içtikçe de suya olan ihtiyaç hissim eskisine göre daha da arttı. Şimdi hiç zorlanmadan içebiliyorum 2-2,5 litre kadar suyu. Benimle aynı sebeplerden dolayı su içemeyenler varsa onlara nacizane tavsitem budur. Yabancılar buna “infused water” diyor. Sadece limon değil, salatalık, çilek, portakal, nane gibi bir çok şeyle aroma veriyorlar. Henüz diğerlerini denemedim ama aklımda.
Bu arada suyla ilgili öğrendiğim başka bir şeyi de söyleyeyim; gün içindeki yorgunluk, uyku hali ya da baş ağrısı genellikle vücudun susuz kalmasıyla ilgili oluyormuş. Bu yüzden ofiste çalışırken birden gözleriniz kapanmaya başladığında hemen biraz su içmeniz gerek. (Pek ramazana uygun bir tavsiye olmadı bu gerçi ama genel konuşuyorum şimdi.)
2. Porsiyonlarınıza dikkat edin.
Yine ramazana uygun olmayan bir madde ama genel prensip şu; sabahları çok, öğlen daha az ve akşamları çok daha az yiyoruz. Bir kere sabah kahvaltısını atlamayı aklımızdan bile geçirmiyoruz çünkü en çok sabah saatlerinde alacağımız enerjiye ihtiyacımız var. Günün geri kalan saatlerindeyse porsiyonları giderek küçültüyoruz.
3. Daha çok sebze ve meyve tüketin.
bbd732bc5b01b3cfa008992e667b4fe5Bizim evde uzun bir süredir haftaiçi sadece sebze veya salata, haftasonları da et ağırlıklı şeyler pişiyor. Edindiğim en güzel alışkanlıklardan biri bu diyebilirim. Tüm hafta içi ne kadar hafif hissettiğimi anlatamam. Gerçekten tüm o ağır yemekleri, fast food’ları hayatından çıkarıp düzenli olarak sebzeyle beslenmek çok çok farkediyor insan vücudu için. Ayrıca tabi ki haftaiçi 7buçuk gibi eve gelen ofis çalışanları olarak zaman kazandırıyor. Daha çok meyve işine ise  hala alışamadığımı itiraf edeyim. Tek sebebi alınca 10 kişilik aileye alır gibi almamız, sonra onların kalıp çürümesi. Az az ama sık meyve alsak bu işi çözeceğiz gibi 🙂 Yine de çok meyve yeme alışkanlığımız yok maalesef. Bu yüzden meyveyle yapabileceğim şekersiz tarifler arayışındayım, aklınızda olsun.
4. Daha çok hareket edin.
Geçenlerde İlkem aslında oturmak için tasarlanmamış olan vücudumuzun günümüz ofis şartlarında saatlerce oturmak zorunda kalması ve zararlarıyla ilgili bir video izletti bana. (İzlemek için tık tık..) Hala üzülüyorum 🙁 Gerçekten çok korkunç bir gerçek ama hayatım şu şekilde geçiyor; sabah uyan – oturarak işe git- tüm gün bilgisayar başında otur- oturarak eve git- yemek yapmak için 30-40dakika ayakta kal – oturarak ye ve televizyon izle- yat! Sanırım tam bu sebepten eskisine göre daha az enerjik hissediyorum kendimi. Çözümü elbette basit. Yürüyerek gidilecek mesafede asla araba kullanmamak, çalışırken arada bir kalkıp esneme hareketleri yapmak, toplu taşımada ayakta kaldım diye homurdanmamak, akşamları kısa da olsa biraz yürüyüş yapmak, spor yapmak veya şanslıysanız yüzmek ya da bisiklet sürmek!
5. Her ay bir kitap okuyun.
0973c21b26cff02884470cb1f045bef5Hiç ama hiç zor değil! Kindle’ımı aldığımdan beri sabah ve akşam işe gidip gelirken, bazen de öğle araları kitap okuyorum. İstanbul’un korkunç trafiğinde boşa geçen zamanı daha iyi değerlendirdiğime inanıyorum. Bu şekilde her ay bir değil, birkaç kitap bitirebiliyorum. Hatta net sayı vereyim, Kindle’ı 15  Mart’ta almışım, bugün (23 Haziran) itibariyle 12 adet kitap bitirmişim. Sadece trafikte ve öğle araları yarım saat okuyarak! Bunun dışında artık okuduğum kitapların nitelikli olmasına özellikle dikkat ediyorum. Benim “yaz kitapları” diye nitelendirdiğim, eğlenceli, hafif ve içi boş, yabancı kitapları bir kenara bıraktım. Elvada Sophie Kinsela! 🙁 Elveda Artemis yayınları! 🙁 Gerçek şu ki, okuduğun kitabın aynı zamanda bir şeyler öğretiyor olması bu yaşta bile önemli. Zülfü Livaneli‘nin Serenad‘ını, Ayşe Kulin‘in Nefes Nefese kitabını okumak bana çok şey kattı mesela. Tavsiye ederim.
6. Erken yatın.
Neyse ki bu kararımı uygulamakta eeeeen ufak bir zorluk yaşamıyorum. Haftaiçi çalışma hayatının getirdiği yorgunluğa karşı vücudun dinlenmeye gerçekten ihtiyacı var. Her ne kadar eve gelip 4-5 saat sonra uyuyor olmak sinir bozucu olsa da (sadece çalışıyor gibi hissediyorsunuz o zaman!) aksini yapmakta inat etmek yorgunluktan başka bir şey kazandırmıyor. O yüzden inat etmeyin, uykunuz gelince uyuyun gençler! (Tam bir babanne gibi konuştum yine. Uyku dediğin trene benzer, kaçınca geri gelmez de diyeyim de tam olsun.)
7. Kendiniz ve başkaları hakkında negatif şeyler düşünmeyi bir kenara bırakın.
Bırakması sigaradan daha zor bir alışkanlık olsa gerek bu! Ama biliyorsunuz, bırakmak gerek. Düşündüğünüz ve söylediğiniz her negatif şey sizi tahmin edemeyeceğiniz kadar etkiliyor çünkü. Dr. Emoto’nun pirinçler üzerinde yaptığı “şu linkteki deneye bir bakın. 3 kase pirincin bir ay boyunca farklı enerjiye maruz kalmasına ve nasıl reaksiyon verdiklerine bakın. İnanılır gibi değil. Sözler, düşünceler ve dolayısıyla enerjiler bu kadar güçlü etkilere sahipken nasıl olur da kendinize bunu yaparsınız ki? Negatif düşünceleri; ben güzel değilim, yeterince akıllı değilim, çok kiloluyum, başaramıyorum gibi şeyleri bir kenara bırakın. Sizlere kötülükten başka bir şey getirmeyecek.
8. Geçmişi bir kenara bırakın.
cr-baggageHow I Met Your Mother’da etkileyici bir bölüm vardı. Belirli bir yaşta her insanın hayali bir yükle gezmesiyle ilgili. (Ne çok link verdim bu yazıda, izlemek için tık tık..) Gerçekten güzel bir tespit. Yaş ilerledikçe atamadığımız yükler biriktikçe birikiyor, kötü tecrübeler deneyimler ve onların getirdiği korkular bizimle her yere geliyor. Halbuki geride bırakmak gerek. Geçmişin kimseye faydası yok. Geçmişte aldatılmış olmak, dost kazığı yemiş olmak, başarısızlığa uğramak, kalp kırıklığına uğramak bugüne dair korkular yaratmamalı, bugünü etkilememeli.
9. Hayattaki küçük şeylerden zevk alın.
Büyükleri beklerken mutsuz bir hayat geçiriyorsunuz çünkü. O yüzden sadece farkındalığınızı açın, gerisi gelecek. Işıl ışıl güneşli bir hava, yüzünüze esen rüzgar, güzel bir yemek, sokak kedisi, evde yapılan keyif, arkadaşlarla atılan kahkaha… Bunların hepsinin farkına varın. Herşeye rağmen yaşamak güzel..
10. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. 
Çok sevdiğim bir söz var. “Never compare yor beginnings to someone else’s middle.” Yani asla sizi başlangıcınızı başkalarının yarıladıkları yollarla kıyaslamayın. İşte sizden 5 yıl tecrübeli birine bakıp özgüveninizi yaralamayın. O sizin yaşınızdayken sizden ne kadar iyiydi ona bakın. Hatta ona da bakmayın! Tek yarışınız kendinizle olsun.
11. Kendinize zaman ayırın.
Bunu her fırsatta yazıyor olmalıyım blogta. Belki bunda ya da eski blogumdadır bilemiyorum. Ama kendine zaman ayırmak, bir durup düşünmek o kadar önemli bir şey ki… Başkalarını bilmem ama ben bunu yapmazsam asla dinlenemiyorum, zamanın gerisinde kalıyormuş gibi hissediyorum. Sanki her şey çok hızlı akıyor ve ben hiçbir şeye yetişemiyormuşum gibi. Küçükken böyle anlarda kendimce zamanı durduğumu düşlerdim. Ya da bir fanus oluşturmuşum ve orada zaman durmuş da dışında akmaya devam ediyormuş gibi. Durup sadece kendimle ilgili düşünürdüm, kendimle ilgilenirdim. O yaş için tuhaf bir alışkanlık olsa da ben öyle bir çocuktum işte, hala da öyleyim. Böyle ritüellerimde neleri yapmayı sevdiğimse bir başka yazı konusu. Yazarım belki onu da. 🙂
19a427312e5b413d1d764fd9bd427ff512. Ertelemeyi bırakın.
Maalesef ama maalesef bu huyumu yenemiyorum. Sanırım psikiyatride bu durum depresyon kadar ciddi bir yere sahip ve “procastination” olarak geçiyor. Çok sinirimi bozuyor ve üzerine konuşmak bile istemiyorum. Yalnız araştırmaya devam ediyorum, psikiyatrist kapılarını aşındırmadan yapabileceğim bir şey bulursam uzun uzun yazarım bloga da.
13. Sakinleştirici müzikler dinleyin.
Geçen yazımda söz verdiğim gibi yakında sakinleşmek için dinlediğim uygun frekanstaki ses ve müzikleri yazacağım. Ama size iyi gelen, sakinleştiren, huzur veren ne varsa her gün biraz biraz onları dinlemeye çalışın. Şarkıların gücüne çok inanırım ben. Olmayan sevgilimin olmayan ayrılık acısını yaşamışlığım vardır bazı şarkılarda. (Çoktaaan unuturrrdum beeen seni çooktaaaaannn.. Aaaah bu şarkılarııın…gözü kör olsun!) O yüzden durduk yere sizi depresif moda sokacak şarkılar dinlemeyin sürekli. Arada sadece ruhunuza iyi gelecek şeyler dinleyin. Akustik müzikler olabilir, seviyorsanız klasik müzik olabilir, doğa sesleri olabilir, mantralar olabilir. Ne iyi hissettiriyorsa onu sık sık dinleyin özetle.
14. Derli toplu bir yaşam alanı oluşturun.
Dağınık bir insan sayılabilirim. Neyse ki İlkem var! Sayesinde her şeyin korkunç derecede düzenli olduğu bir evim var. Bu durumun bana ne kadar iyi yansıdığını da çok net görebiliyorum. Zaten hep öyle değil midir? Ders çalışmadan önce masamızı toplamak bile bize iyi gelir, motivasyon verir. Bir de sürekli derli toplu bir evde yaşamak nasıl etkiler düşünün.
15. Sizi mutlu edecek şeyler giyin.
Modunuza uygun olmayan bir şey giyip çıktığınızda tüm gün hissettiğiniz rahatsızlığı bilir misiniz??? Ben sık sık muzdarip olurum bu durumdan. O yüzden dolabımı tamamıyla içime sinecek ve her durumda giyip çıktığımda beni mutlu edecek kıyafetlerle yenilemeye çalışıyorum. Görünüş her şey değil evet, ama insanın kendine güvenini ve ruh halini ciddi şekilde etkiliyor giydiği kıyafetler.
16. İhtiyacınız olmayan şeyleri ATIN!
Ya da ihtiyacı olan başka birine verin. Ama evde tutmayın. Feng Shui’ye göre evde duran her fazlalık evin enerjisini tıkayan bir blokaj oluşturuyor ve bu doğrudan size de yansıyor. O yüzden arada bir eşya detoksu yapmak gerek bence. Kağıtlar, kıyafetler, makyaj malzemeleri, ıvır zıvırlar..!
17. Daha çok dışarı çıkın.
97bac88765cdc1968823fcb9c88db221Benim gibi ev kuşu biri için zor bir karar. Benim evimde vakit geçirmeye ciddi şekilde ihtiyacım oluyor genelde. Ama bırakırsam eve kapanacak haftalarca çıkmayacak da ciddi boyuta varabilir. O yüzden genelde cumartesileri gezme tozma, pazar dinlenme şeklinde program yapıyoruz. Hiç çıkmak istemediğim zamanlar bile sonradan iyi ki gelmişim dediğim çok oluyor. Zaten açık havanın güneşin pozitif etkisi tartışılmaz!
18. Gününüzü planlayın.
O ay, hafta ya da günde yapmam gerekenleri ve yapmak istediklerimi yazmak beni çok olumlu etkiliyor. Yazarak o güne beynimi hazırlıyorum sanki. Her şey daha kolay görünüyor gözüme o zaman. Ayrıca zamanını hiç düzgün kullanamayan bir insan olarak program yapmak bir nebze de olsa işe yarıyor. (7. maddenin ihlalini saptadım şu anda! Ne demek zamanı düzgün kullanamayan bir insanım?! Değilim, “zamanını iyi kullanan bir insanım”. Aynen bu şekilde, evet..)
19. Sizi rahatsız eden şeyler için harekete geçin.
Giydiğiniz kıyafetin rahatsız edici etiketini kesmeden günü geçirmek ne kadar zorsa kafanızı kurcalayan, aklınızı rahat bırakmayan bir konu varken yaşamak da bir o kadar kötü! O yüzden sizi rahatsız eden ne varsa onu değiştirmek için bir şeyler yapın. Yapamıyorsanız onunla yaşamanın yollarını arayın. Çünkü bu şekilde ömür gitmez. Ayaklarınızı sürüye sürüye gittiğiniz bir işiniz olmamalı mesela. Memnun değilseniz ya işinizi değiştirin, ya değiştiremeyeceğinizi kabullenin ve işin iyi yanlarını arayın.
20. Şimdi sarfettiğiniz tüm çabanın ileride karşılığını alacağınızı bilin.
İşte bu harika bi motivasyon! Diyet yaparken ileride sahip olacağınız incecik beli, spor yaparken edineceğiniz sımsıkı kolları, çalışırken terfinizi, okurken dönem sonu notlarınızı, sizi zorlayan her kararın olumlu geri dönüşünü düşünün. Hepsine değecek! İki ay sonra günde yeterli miktarda su içmenin cildinize faydasını farkedeceksiniz mesela, düzenli hayatın size nasıl yaradığını, kendiniz hakkında pozitif şeyler düşünmenin sizi nasıl değiştirdiğini… Bugün hayata geçirdiğiniz her karar için ileride şükredeceksiniz.
Başlayalım o halde!

Paylaş
Leave a comment
Önceki Yazı Sonraki Yazı

Benzer Yazılar

3 Yorum

  • Yanıtla Cansu

    Yine harika bir yazı olmuşş 🙂 Sanırım insanoğlu her an dakikada düzende kalamıyor ama ara ara bu konuda yazılar okudukça daha kolaylaşıyor bu durum. Düşüncelerine ellerine sağlık!! 🙂

    1 Temmuz 2015 at 7:34 pm
    • Yanıtla merveerogul

      Değil mi! Ben de her dakika düzende kalamıyorum ama ara ara bu konuda yazdıkça işim kolaylaşıyor:)
      Çok teşekkür ederim yorumun için. <3

      2 Temmuz 2015 at 10:37 am
  • Yanıtla Benim Keyif Zamanlarım - mervelere gidiyorum

    […] önce 20 Karar yazımda kendime zaman ayırmayı, kendimle baş başa kalmayı ne kadar sevdiğimi anlatmıştım. […]

    15 Temmuz 2015 at 3:24 pm
  • Bir Yorum Bırakın