Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Beni Takip Edin:

Uyanış.

Dünyada keşfedilecek öğrenecek milyonlarca şey varken, sadece bildiğin kadarıyla yaşamak, gün tüketmek, ölmeyi beklemek niye?

“Bildiğin kadarıyla yaşamak” en kötüsü olsa gerek. Bir ülkenin, kültürün, dinin içine doğuyorsun, öyle yetişiyorsun ve genel geçer öğrendiğin şeylerle sıradan bir hayat sürüyorsun. Sorgulamadan, umursamadan, başka ne var ne yok meraklanmadan. Gün dolduruyorsun sadece. Düşününce nasıl bir kayıp olduğunu daha çok anlıyor insan. Halbuki sana biçilen ömürde başka yapacak neyin var ki bundan kıymetli?
Doğduğun şehirde büyüyorsun, doğduğun ülkede yaşayıp ölüyorsun, sana çizilen çemberin içinde geziniyorsun. Evrende dünyanın konumu bir toz zerreceğiyse, ve sen de o dünyada bir noktalık yer kaplıyorsan, bihaber olduğun şeyleri düşünsene! Görmediğin şehirleri, bilmediğin dilleri, tatmadığın yemekleri, tanışmadığın insanları düşün. Sana bu hayatta yaşaman için bir şans veriliyor ve sen o tek şansını bomboş harcıyorsun. Vaktin gelince de tıpış tıpış bilinmeyene gidiyorsun. Ne yaptın peki? 60 yıl yaşadın, şanslısın, ne yaptın? Suyun altını gördün mü mesela, okyanusları? Çölde yürümek nasıldır öğrenebildin mi? Milyarlarca insanın konuştuğu onlarca dil… Kaçını öğrendin? Hiç merak ettin mi sen gününü yıllardır bildiğin rutinde geçirirken senden kilometrelerce uzaktaki insan ne yapıyor? Neye inanıyor? Aynı rüyaları mı görüyorsunuz siz? Aşık olunca aynı şeyi mi hissediyorsunuz mesela?
Sana adın bu, ailen bu, milliyetin dinin bu diyorlar, sen de peki diyorsun ve kabulleniyorsun hepsini. Önüne ne koyarlarsa onu yiyen bir evcil hayvandan farkın kalmıyor bir süre sonra. Sen de biraz uzağındaki tasta ne var hiç merak etmiyorsun. Karnın doyduysa yetiyor sana. Böyle düşününce ne kadar limitli yaşadığımızı farkedebiliyoruz değil mi?
Kutsal kitapların hiçbirini okumamıştım mesela. Kulaktan dolma bilgilerle, din derslerinde öğretilenlerle, sağdan soldan okuduğum parçalarla, biraz da hayal gücümle geçirmişim bunca yılı, tam 24 sene… Kendine müslümanım diyorsan, elinde senin inandığın her şeyi anlatan bir kaynak var halbuki. Nasıl bir cahilliktir okumamak?? Onu diyemiyorsan, hatta hiç inanmıyorsan bile ilk insandan günümüze bir şekilde gelen anlatıların olduğu kitaplar var ortada, merak edip neye inanmış bu insanlar dememek nasıl bir meraksızlık, umarsızlık?? Halbuki okuduğun onlarca yüzlerce gereksiz şey var hayatında, ama sen Tevrat’ta ne yazıyor bilmeden ölüyorsun mesela.
Bilinçaltı ayrı bir dünya, psikoloji aynı şekilde. Rüya bilimi, mitoloji, astroloji uçsuz bucaksız bir derya. Rezonans, çekim yasası, karma, kabala… Hipnoz, telekült, telepati, büyü, şifacılık… Tasavvuf, trans, meditasyon, auralar, çakralar… Yüzlerce şey, yüzlerce! Sen hiçbirine dair bir fikrin olmadan, buna ihtiyaç bile duymadan ot gibi yaşayıp gidiyorsun.
Bir süre kendi küçük ve sıradan hayatımı düşündüm önce. Sonra onu yaşamaya mecbur olmadığımı. Ben bana ayrılan süreyi daha iyi kullanmaya karar verdim. Öldüğüm gün Allah’ın var ettiği milyarlarca şeyin ne kadar farkında olursam o kadar kar bana. Sadece ilgimi çekenlerin ufak bir kısmını bile öğrenmeye ömrüm yetmez, ama en azından bir ucundan başlayabilirim.
Tam olarak bu sebepten yelken açmış durumdayım yeni denizlere. Uzun bir süre psikolojiye yöneldim, aklımı kurcalayan binlerce şey vardı, yanıtlar aradım. Çok kurcaladım, çok uğraştım kendimle. Sonra daha fazla ertelememek için sırasıyla tevrat-incil-kuran olmak üzere okumaya başladım, sindire sindire okumak anlamak zaman alacak ama bitecek hepsi. Bir yandan hep ilgimi çeken şifacılığı öğrenmeye çalışıyorum, reiki öğreniyorum. O kadar heyecan verici ki! Denemek bile beni çok çok mutlu ediyor. Gerçekten yapabiliyor olmam için 10 yıl çalışmam bile gerekse, önümüzdeki 10 yıl için daha iyi bir planım yok, yapacağım bunu eninde sonunda. Sonra sağlıklı beslenme, şifalı bitkiler, doğal yöntemler küçüklüğümden beri ilgimi çekerdi mesela. Bir karış kalınlıkta bir kitap vardı evde, şifalı otlar üzerine. O kafayla okur okur not alırdım, bir gün eczacı olacağımı alternatif tıbbı kullanacağımı hayal ederdim. Büyüdükçe uzaklaşmışım hepsinden. Şimdi yeniden ilgileniyorum, nereden kendime ne çıkarabilirim onu araştırıyorum. Yoga ve meditasyon yıllarca merak edip vakit ayırmadığım bir şeydi, şimdi haftalık rutinim halindeler. Mutluluk… Ulaşılması güç bir şeydi benim için. İnsanlar görüyordum, gözlerinin içi gülen, sırrı ne merak ediyordum. Sırrına ermeye çalışıyorum şimdi.
Aklımda, içimde kalan ne varsa yapıyorum ben.
Uyandım ve bir kaçış planı kurdum sıradan hayatlardan.
Kaçtım, kaçıyorum.

Paylaş
Leave a comment
Önceki Yazı Sonraki Yazı

Benzer Yazılar

Yorum Yok

Bir Yorum Bırakın